AORT HASTALIKLARI
 
 
Aort kalpten çıkıp kol, bacaklar, beyin ve iç organlara kan taşıyan ana atardamardır. Aortanın bölümleri;
     * Çıkan aorta; kalbi besleyen damarların çıktığı bölümdür.
     * Arcus aorta; kollar ve beyne giden atardamarların çıktığı bölümdür.
     * İnen aorta; göğüs kafesi içindeki yapılar ve omuriliği besleyen dallar verir.
     * Abdominal aorta; karın içi organlar ve bacakları besleyen damarlar çıkar.
 
Aort hastalıkları başlıca damarın genişlemesi (anevrizma), damar tabakalarının birbirinden ayrılması (diseksiyon) , damarın tıkanması veya daralması olarak sınıflandırılabilir.
 
 
Aort Anevrizmaları
 
Aortanın genişleyerek daha geniş bir çapa ulaşmasıdır. Genişlemiş olan bölümün yırtılma riski vardır. Anevrizma ne kadar büyükse yırtılma riski o kadar fazladır. 60 yaş ve üzeri olmak, ailesinde anevrizma öyküsü olması, yüksek tansiyon, sigara, doğum koıntrol hapı, alkol, kokain kullanımı anevrizma için risk faktörüdür.Abdominal aort anevrizması dışındaki anevrizmalarda hastalarda nefes darlığı, öksürük, ağızdan kan gelmesi, abdominal aort anevrizmasında karın ağrısı, karında nabız alınabilen kitle şikayetleri olabilir. Hastalara tanı EKO (kalbin ultrasonu) ve bilgisayarlı tomografi ile koyulur. Bu hastalarda eş zamanlı koroner arter hastalığı olma ihtimali yüksek olduğu için anjiografi yapılarak koroner arterler(kalbi besleyen damarlar) değerlendirilmelidir. Hastalarda en büyük risk anevrizmanın yırtılmasıdır. Küçük anevrizmalara ilaç tedavisi verilerek düzenli aralıklarla hasta takip edilebilir. Çapı 5 cm’den büyük olan hastalara cerrahi uygulanır. Abdominal aort anevrizmaları dışındaki anevrizmalarda ameliyat sırasında aortadan çıkan ve hayati organları besleyen damarların kanlanmasını sağlamak için kalp akciğer pompası kullanılır. Genelde pompa kalbin sol bölümünden aldığı kanı organların dolaşımını sağlayacak şekilde organ yada dokulara iletir. Bu sayede aortadaki kan akımı durdurulduğunda omurilik, karaciğer, bağırsaklar, böbrekler ve bacaklara yönelik kan akımı devam ettirilir. Anevrizma haline gelmiş olan hastalıklı aortanın yerine yapay damar kullanılır. Hastaların büyük bölümünde eşlik eden kalp, akciğer ve böbrek hastalıkları bulunabilir. Bu sorunlar ameliyat sonrası artabilir. Hastalar uzun süre solunum aletinden ayrılamayabilir, diyaliz ihityacı doğabilir. Ameliyat sonrası erken dönemde kanama veya organ damarlarındaki tıkanıklıklar nedeni ile yeniden ameliyat gerekebilir. Organların kanlanması ile ilgili sorunlar nedeni ile organ yetmezlikleri, örneğin kalp, akciğer, böbrek ve karaciğer yetmezliği gelişebilir. Bir diğer önemli sorun ise omuriliğin ameliyat esnasında veya sonrasındaki dolaşım yetersizliğine bağlı olarak bacaklarda felç gelişmesidir. Bu durum geçici yada çoğu kez kalıcıdır. Abdominal aort anevrizmalarında ameliyat genel anestezi altında karından büyük bir kesi yapılarak gerçekleştirilir ve bir sorun olmadığı takdirde hastalar ameliyat sonrası 7-10 gün içinde taburcu edilirler. Hastaların normal yaşamlarına dönmeleri 1-2 ay sürebilir. Bu yöntem anevrizmayı tamamen tedavi edebilen bir yöntemdir. Ancak büyük bir ameliyat olmasından dolayı ameliyata bağlı ölüm riski ortalama %5 dir. 50-60 yaşlarında karın ağrısı ve karında şişlik şikayetleriyle gelen hastalarda abdominal aort anevrizması düşünülmelidir.
 
   
 
 
 
 
 
                                                         
 
 
 
Aort Diseksiyonu
 
Aort duvarının 3 ana katmanı vardır. Aortanın iç katmanının yırtılarak kanın orta katmana geçmesine ve burada akacak yeni bir yol oluşturmasına aort diseksiyonu denilmektedir. Genellikle kontrolsüz tansiyon yüksekliği olan ve yaşlı insanlarda ve Marfan, Ehler Danlos adı verilen genetik hastalığı olan genç erişkinlerde görülür. Hastalarda tipik olarak sırta yayılan yırtılır tarzda göğüs ağrısı olur. İnme, bacaklarda felç de görülebilir. Tanıda EKO, bilgisayarlı tomografi, MR, transözefajial EKO ( EKO’nun yemek borusuna uzatılan bir hortumla yapılması) kullanılır. Yeni oluşmuş aort diseksiyonu acil ve hayatı tehdit eden bir durumdur. Hastalara operasyon uyutularak genel anestezi altında yapılır. Göğüs kafesi açılarak kalp, dolaşımı sağlayacak olan kalp akciğer pompasına bağlanır. Diseksiyonun olduğu bölge yerine yapay damarlar kullanılır. Bazı hastalarda aort damarının başlangıcında yer alan aort kapağı da etkilendiği için aort kapak değişimi de yapılır. Hastalarda ameliyat sonrası dönemde solunum aletinden ayrılamama, karaciğer, böbrek fonksiyonlarında bozulma, bazen diyaliz ihtiyacı, bacaklarda felç, uyanamama görülebilir.  Hastalığın ölüm oranı ilk 24 saat için her saat başına %1 iken 2. hafta sonunda %75 tir.  Aortanın dış katmanının da yırtılma ihtimali vardır. Aortanın yırtılması halinde hayatta kalma şansı azalır.
 

 
 
Aort tıkayıcı Hastalıkları
Genellikle damar sertliğine bağlı kan akımının engellenmesi sonucu görülür. Bunun dışında sigara içenlerde, şeker hastalarında, daha önce gelişen pıhtıların kalıntıları olması, damarı tutan hastalıklar ve tümörlere bağlı olarak da gelişebilir. Erkeklerde daha sık görülür. Genelde yeterli kan akımı gitmemesine bağlı olarak, tıkanan bölgenin sonrasında özellikle eforla gelen ağrı, topallayarak yürüme soğukluk, ciltte solukluk, iki bacak arasında çap farkı, kıllarda azalma, iyileşmeyen yaralar, gangren ile kendini gösterir. Tanıda renkli dopler, periferik anjiografi kullanılabilir. Bu hastalarda eşlik eden kalp patolojisi olma ihtimali %40-50 olduğu için eş zamanlı kalp damarlarının değerlendirildiği kalp anjiosu yapılmalıdır.  Tedavisinde tıkalı olan bölgenin üzerinden altına kan götürmek amacıyla suni damar (greft) yerleştirilmesi ameliyatı uygulanır. Ameliyat sonrasında hastaya koyulan suni damar içinde pıhtılaşmayı önleyen ilaç kullanılması gereklidir. Damar yapısı uygun olan bazı hastalara stent takılabilir. Cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı hastalarda ilaç tedavisi verilebilir.
 
 
 
 
Ayakta renk değişikliği, çap farkı görülür.
 
 
          İyileşmeyan yaralar
 
 
                 Gangren